Advert

Sürdürülebilirlik Liderleri ‘Amacı Harekete Geçirmek’ İçin Buluştu

Marka dünyasının ihtiyacı olan değişime yön vermek için dinamik fikir ve network global platformu olan ‘Sustainable Brands’, ‘Activating Purpose’ temasıyla başladı.

Sürdürülebilirlik Liderleri ‘Amacı Harekete Geçirmek’ İçin Buluştu
Sürdürülebilirlik Liderleri ‘Amacı Harekete Geçirmek’ İçin Buluştu Haberimport.com

Marka dünyasının ihtiyacı olan değişime yön vermek için dinamik fikir ve network global platformu olan ‘Sustainable Brands’, ‘Activating Purpose’ temasıyla Swissotel The Bosphorous’ta başladı.

Dünya çapında markaların geleceğini şekillendiren bir milyondan fazla profesyonelin buluştuğu bir platform olan Sustainable Brands’ın İstanbul buluşması Sustainable Brands 2017 Istanbul, Swissotel The Bosphorous’ta başladı. Bu yıl ‘Activating Purpose’ temasıyla gerçekleşen konferans, markaların ve iş liderlerinin geleceği şekillendiren yeniliklerle yeni stratejileri nasıl harekete geçirdiğini görmek isteyenleri buluşturdu. Konferans, yarın yeni konu ve konuşmacılarla devam edecek.

Sustainable Brands 2017 Istanbul buluşmasının açılış konuşmasını yapan Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Semra Sevinç, “Hızla değişen dünyada bireyler, markalar, kurumlar daha mutlu, daha cesur olmak için amaçlarını yeniden gözden geçiriyorlar. Daha iyi motivasyonla yollarına devam ediyorlar” dedi.

Sürdürülebilirliğin anahtarı tutkudur

Leaderlab&LAUNCH’un yönetici ortağı Sofus Midtgaard, “Sürdürülebilirlik için iş birliğinin 10 Kuralı’ başlıklı konuşmasında sürdürülebilirliğe yatırım yapmak gerektiğini vurguladı. Şirketler arasında sürdürülebilirlik odaklı iş ortaklıklarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Midtgaard, “Sürdürülebilirlik konusunda temel anahtar, tutkudur. Herkesin aynı tutkuyu paylaşması ve şirketler arasında denge kurulması önemli. İş birliği yapılacak konular ve ortak hedefleri belirlemek kadar doğru insanlarla ilerlemek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Varoluş amacı bir iş felsefesidir!

“Amaç, kelimelerden ibaret değil!” diyen Radley Yeldar Danışmanlık Direktörü Ben Richard ise ‘amaç ve hikâye’ ‘iletişim’, ‘performans’ ve ‘alışkanlıklar’ kriterlerine göre yaptıkları araştırmanın sonuçlarını şöyle paylaştı: “Şirketlerin yüzde 86’sının bir amaç tanımı var ancak sadece yüzde 36’sı eyleme geçiyor. Yüzde 25’i ise amacı gerçekleştirmek için hedefleri belirliyor. Liderlerinin amacı olan şirketlerin oranı yüzde 30. Yine şirketlerin yüzde 70’i tek başına başarılı olamayacağının bilinciyle inovatif ortaklıklara yatırım yapmaya başladı. İlk 20 şirket arasında akıllı ortaklıklar kuranlar mevcut. Unutmamalıyız ki, varoluş amacı bir iş felsefesidir ve dünyanın amacı olan büyük şirketlere ihtiyacı var.”

BASF’den ‘Döngüsel Ekonomi’ mesajı

BASF adına Sürdürülebilirlik Stratejisi Direktörü Dr. Andreas Kicherer, ‘Yeni Çözümler ve Yeni Müşteri Fırsatları: Döngüsel Ekonomi’ başlıklı sunumunda dünyada döngüsel ekonomiye yönelik trendleri ve BASF’nin yaptığı çalışmaları paylaştı. Dr. Kicherer, ‘döngüsel ekonomi’ konseptinin son birkaç yıl içerisinde siyaset, endüstri ve toplum içerisinde önemli bir ivme kazandığını ve ekonomik büyümenin kıt kaynakların tüketiminden ayrılmasını hedeflediğini belirtti. Döngüsel ekonomi vizyonunun, halihazırda mevcut olan “al-üret–at” üretimden yenilenebilir enerjiyle desteklenen kapalı kaynak döngülerine dayalı bir modele geçtiğini vurgulayan Dr. Andreas Kicherer, “Ancak döngüsel ekonomi sadece atık yönetiminden ibaret değil! Bunun içinde başkalarının toplam atıklarını azaltmalarına yardımcı olmak da yer alıyor. Döngüsel ekonomi ancak değer zincirindeki tüm paydaşlar iş birliği yaptığında gerçekleşebilir. Bunun için yeni iş modellerine ihtiyaç var. Bu da çok kolay değil!” dedi. Dr. Kicherer, BASF’nin 55 milyar Euro düzeyindeki satışlarının yaklaşık 14 milyar Euro’sunun sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomiye katkı sağladığını vurguladı.

Unilever’de USLP Board işbaşında

Unilever NAMETRUB Sürdürülebilir İş ve İletişim Direktörü Ebru Şenel Erim de konferansta ‘Kişisel bir amaç olarak sürdürülebilirlik’ başlıklı bir sunum yaptı. Unilever’in sürdürülebirliği A’dan Z’ye tüm iş süreçlerine yansıttığını, 2020 ve 2030 yılına kadar takip ettiği sürdürülebilirlik hedefleri olduğunu dile getiren Ebru Şenel Erim, “Y kuşağı bizden değer üretmemizi bekliyor, bize birtakım roller biçiyor. Günümüz tüketicisi sorumluluk peşinde. Biz de bu yaklaşımla iş dünyasında ‘yenileyici liderlik’ dediğimiz bir kavramı gündeme getirdik. İnsanların içindeki amacı desteklemeye yöneldik. Şirket içindeki genç liderlerden oluşan USLP Board adını verdiğimiz bir kurul oluşturduk” şeklinde konuştu. Daha sonra sahneye çıkan USLP Board’un 3 üyesi, sürdürülebilirlik odaklı proje ve çalışmalarını anlattı.

Türkiye’de 10 kişiden 7’si şirketlerin topluma olumlu katkıda bulunduğunu düşünüyor

Yöntem Araştırma Genel Müdürü Mehmet Aktulga, Globescan Radar 2017 verilerine göre tüketici görüşleri ve beklentilerini açıkladı. Dünya genelinde her iki kişiden birinin şirketlerin topluma olumlu katkıda bulunduğunu düşündüğünü belirten Aktulga, Türkiye’nin bu anlamda daha pozitif olduğunu ve her 10 kişiden 7’sinin şirketlerin olumlu katkıda bulunduğuna inandığını söyledi. Aktulga’nın verdiği bilgiye göre, kuzey yarımkürede teknoloji şirketleri öne çıkıyor. “Şirketler topluma nasıl katkıda bulunuyor?” şeklindeki soruya cevap verenlerin yüzde 37’si ürün ve hizmetler, yüzde 20’si hayır kurumlarına katkı, yüzde 17’si ise itibar diye cevaplıyor. Türkiye’de itibar, yüzde 52 ile ilk sırada yer alıyor. “Firmalar inandırıcı mı?” sorusuna yanıt verenlerin yüzde 53’ü bir ölçüye kadar inandırıcı olduğuna inanıyor, yüzde 36’sı ise hiçbir şekilde inandırıcı bulmuyor. “Firmalar toplumsal katkılarını hangi kanallardan duyurmalı” şeklindeki soruya cevap verenlerin yüzde 53’ü ‘Ağızdan Ağza Pazarlama – WOM’ derken, yüzde 52’si ‘sosyal medya’, yüzde 44’ü ‘web site ve forumlar’, yüzde 37’si ise ‘TV’ diye yanıtladı. “Çevreyi koruyan firmaların ürünlerini satın alıyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 27 oldu.

‘Akıllı köyün sakinleri’ Sustainable Brands 2017 Istanbul’da…

Vodafone İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Süel ve Aydın’ın Kasaplar köyünde iş birliği yaptıkları Tabit Akıllı Tarım Teknolojileri şirketinin kurucusu Tülin Akın, konferans katılımcılarıyla birlikte ‘Köyün akıllısı olabilir mi?” sorusunun cevabını aradı. Dr. Süel, “Vodafone olarak tarımı dijitalleştirmeye 2009 yılında başladık, ilk kez Çiftçi Kulübü’nü kurduk. Bugün dünyada 6 ülkede benzer kulüpler kurulmaya başlandı. Akıllı köyde çiftçinin hayatını kolaylaştıracak uygulamalar var. Cep telefonlarıyla sulama yapabiliyorlar, arıcılıkta GPS ile kovanları takip edebiliyorlar, toplu sağımla verim sağlayabiliyorlar. Biz akıllı köy projemizle çiftçinin yaşam kalitesine israfı önleyerek katkı sağladık. Akıllı köyde toprak ve su kirliliği olmuyor. Kaynak israfı azalıyor, kaynakların sürdürülebilirliği sağlanıyor. Türkiye’de 38 bin köy var. Biz domino etkisi yaratarak çiftçiliği cazip hale getirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Tülin Akın da “Çiftçilere teknolojinin traktör kullanmaktan daha zor olmadığını gösterdik. Verimin nasıl arttığını, yaşamın nasıl değiştiğini tüm Türkiye’ye göstermek istiyoruz” dedi. Daha sonra sahneye Akıllı Köy projesi ile hayatı değişen çiftçi Süleyman ve Nurcan Çatal geldi. Kavun üreticisi olan Süleyman Çatal, vahşi sulama ile aldığı 2,5 ton mahsulün, damla sulamayla bir kat arttığını söyledi. Nurcan Çatal ise akıllı köy projesi kapsamında kurduğu seradaki başarılı çalışmalarını anlattı. Çatal, “En şanslı köy bizim köy” diyerek sözlerini tamamladı.

L’Oreal’den “Güzelliği herkes ile paylaşmak” hedefi

L’Oreal Türkiye CEO’su Claude Rumpler da “Herkes için güzellik istiyoruz” diye başladığı konuşmasında, şirketin ekolojik, sorumlu ve kapsayıcı bir sürdürülebilirlik yaklaşımı olduğunu söyledi. Rumpler, “Sürdürülebilirlik, grubumuzun DNA’sında yer alıyor. Dünya çapında 800 sivil toplum örgütüyle çalışıyoruz. 2020’ye kadar tüm ürünlerimizin sürdürülebilirlik kriterlerine uyması için çalışacağız.

2016 yılında yeni ürünlerimizin yüzde 82’si bu kriterlerin en az birine uygundu. Ayrıca 2020’ye kadar karbon ayak izimizi yüzde 60 azaltacağız. Bunu, yeni 1 milyar müşteriye ulaşarak gerçekleştireceğiz. 2005’ten bu yana bir yandan yüzde 30 büyürken, diğer yandan karbon ayak izimizi yüzde 67 azalttık” diye konuştu.

“Güzel bir çöp tasarlamak istemiyoruz!”

Markaları tasarım açısından ‘meydan okuyanlar’ ve ‘ikonlar’ diye ikiye ayırdıklarını belirten Pearlfisher Creative Design & Branding’in CEO’su Angela Hariche, “Ambalaj tasarımlarında kendimizi güzel bir çöp tasarlıyor gibi hissediyoruz ve artık bunu istemiyoruz” dedi. Hariche, liderlik içi tasarım odaklı düşünmenin 5 aşamasını anlatarak, “Tasarımın mükemmel olması gerekmiyor. Hepimizin kusurları var ve bunlarla mutluyuz. Tasarımın da kusurları olabilir, bunu tüketiciye doğru ifadelerle anlatabilmeliyiz” diye konuştu

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X