

GANJ Yayınları'ndan Bağımlılık YARATMAYACAK Bir Kitap!
Kişisel gelişim ve farkındalık konularında yayınladığı kitaplarla, özellikle spritüel okurların başucu kitaplarını çıkaran Ganj Yayınları, Melody Beattie’nin İlişkilerde Bağımlılığa Son adlı kitabının ikinci baskısıyla, “bağımlılık” kavramını, günlük hayatın içinde sorgulamamızı sağlıyor.
Eşyalarımız, en sevdiğimiz rujumuz, biricik koleksiyonumuz, eşimiz, çocuklarımız ve pek çok duygusal güdümüz… Ve en önemlisi insanlar ve olaylar… Neye bağımlıyız, neden bağımlıyız? Özgürleşmek mümkün mü? Bağımlılıklarımızın altında yatan esas nedenler ne? Peki ama nasıl? Melody Beattie, bu eserinde alkol bağımlılığı ile mücadele ettiği dönemi, öncesi ve sonrasıyla ele alırken; okura aslında “karşılıklı bağımlılığa” dair farkındalık kazanma imkânı sunuyor.
Daha önce pek çok değişik şekilde tanımlanan “karşılıklı bağımlılık” kavramını masaya yatıran Melody Beattie’nin tanımı ise şöyle “Karşılıklı bağımlı kişi, diğer bir kimsenin davranışlarının kendisini etkilemesine izin veren ve o kişinin davranışlarını kontrol etme saplantısı olan kişidir.”
İlişkilerde Bağımlılığa Son, kişinin kendisine tutacağı bir ayna vazifesini görüyor. Ve bu aynada kendinizi apaçık görebiliyorsunuz. Kendi karşılıklı bağımlılığınızın tahlilini yapıyor, teşhisini koyuyorsunuz. Tabii sırayı tedavi alıyor. Melody Beattie kitapta tedavinin birinci adımının “farkındalık” olduğuna değiniyor; ikinci adım ise “kabul etmek”.
Yazar kitapta, birkaç karşılıklı bağımlı portesi de çiziyor. Bakıcılık, Özdeğer Eksikliği, Bastırma, Saplantı, Kontrol Etme, İnkâr, bağımlılık, İletişim Bozuklukları, Zayıf Sınırlar, Güven Eksikliği, Öfke, Cinsel Sorunlar ve daha pek çok duygu, davranış ve eğilim “karşılıklı bağımlılık” tanımı içinde yeniden irdeleniyor.
Melody Beattie ile İlişkilerde Bağımlılığa Son, idealize edilmiş hayatlarında, eksik olandan çok fazla olanın peşine düşmek isteyen cesur okurlar için gerçek bir içsel yolculuk rehberi.
Kitaptan Notlar….
- Çevremizde olan bitene tepki vermek, onlara karşılık vermek normaldir. Tepki vermek hayatın bir parçasıdır. Ama biz kendimizi çok üzüyoruz ve aklımızın başımızdan gitmesine izin veriyoruz. Küçük ya da büyük her şey bizi yolumuzdan alıkoyacak güce sahip. Ve tepki verdikten sonraki yanıt biçimimiz genellikle bizim için en iyi sonuçları vermiyor.
- Bizler kurtarıcılarız, var eden insanlarız. Earnie Larsen’in dediği gibi, tüm dünyanın vaftiz anneleri ve babaları gibiyiz. Sadece insanların ihtiyaçlarını gidermekle kalmıyor, onları tahmin ediyoruz. Diğer insanların işlerini hallediyor, onlara bakıyor, üzerlerine titriyoruz. Daha iyi bir hale getiriyor, çözüyor, ilgileniyoruz. Ve bunların hepsini çok iyi yapıyoruz. Hayatımızın ana fikrini “Sözünüz benim için emirdir” cümlesi oluşturuyor. Sloganımız ise “Senin sorunun benim sorunum.” Biz bakıcılarız.
- Kurtarma işini gerçekleştirdikten sonra kaçınılmaz olarak üçgenin bir sonraki köşesine ilerleriz: Zulüm etme. Cömertçe “yardım ettiğimiz” kişiye karşı kızgın ve öfkeli bir hale geliriz. Yapmak istemediğimiz bir şeyi, bizim sorumluluğumuzda olmayan bir şeyi yapar, kendi istek ve ihtiyaçlarımızı göz ardı eder ve bu sebeple öfke duyarız. İşleri daha da karmaşıklaştıran şey, kurbanın, yani kurtardığımız bu zavallı kişinin hiç de minnettar olmamasıdır.
- Kendimizin uygun duyguları hissetmesini sağlayan, gerçekleri sezen ve hayatta karşılaşabileceğimiz durumlarla baş edebileceğine güvenen derin, önemli parçasına olan inancımızı kaybederiz. Çok kısa bir süre sonra bize kendimiz hakkında söylenen şeylere, bir parça kaçık, güvenilmez biri olduğumuza dair sözlere inanmaya başlayabiliriz. Etrafımızda yer alan insanlara —bazen hasta, sorunlu ya da kontrol dışı olan kişilere— bakar ve “Onlarda bir sorun yok. Öyle olmalı. Bana öyle dediler. O zaman sorun bende. Bende temelde yanlış olan bir şeyler var” diye düşünürüz. Kendimizi terk eder ve kendimize bakabileceğimize dair inancımızı yitiririz.
- Kendi hayatlarımızı yaşamak içimizden bazılarına da çok heyecan verici bir beklenti olarak gözükmüyor olabilir. Belki de diğer insanlarla ilgilenmeye o kadar dalmıştık ki kendi hayatlarımızı nasıl yaşayacağımızı ve bundan nasıl keyif alacağımızı unuttuk.


|
İstanbul
15 / 25 °C
|
Ankara
8 / 26 °C
|
İzmir
13 / 28 °C
|
Bursa
12 / 30 °C
|
Adana
12 / 27 °C
|












