Chp'li bakan'dan iklim değişikliği mücadelesine çağrı

İklim değişikliğiyle mücadeleyi ve sera gazı salınımlarının kısıtlanmasını hedefleyen ‘Paris Anlaşması’ Türkiye’nin de aralarında olduğu 190’dan fazla ülke tarafından imzalandı. Atmosferde en fazla sera gazı salınımına neden olan Çin ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 97 ülke tarafından ise onaylandı ve 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi.

Chp'li bakan'dan iklim değişikliği mücadelesine çağrı
Chp'li bakan'dan iklim değişikliği mücadelesine çağrı Haberimport.com
İklim değişikliğiyle mücadeleyi ve sera gazı salınımlarının kısıtlanmasını hedefleyen ‘Paris Anlaşması’ Türkiye’nin de aralarında olduğu 190’dan fazla ülke tarafından imzalandı. Atmosferde en fazla sera gazı salınımına neden olan Çin ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 97 ülke tarafından ise onaylandı ve 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi.

Şu ana kadar iklim konusunda imzalanmış en kapsayıcı anlaşma olan Paris Anlaşması, Türkiyetarafından imzalanmış olsa da - meclisten geçmediği için - yürürlüğe girmedi. CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan konuyla ilgili Başbakan Binali Yıldırım’a yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

NEDEN HALEN TBMM’YE GELMEDİ?

Önergede, anlaşmanın Türkiye tarafından imzalanmasına rağmen neden halen TBMM’ye gelmediğini soran Bakan, “İnsanlık iklim değişikliğine karşı ortak bir adım atmazsa üzerinde yaşayabileceğimiz bir dünya kalmayacak.  Ülkemize düşen sorumlulukları yerine getirmek için tereddüt etmemek gerek. Bu bakımdan Paris Anlaşması büyük önem arz ediyor. İklim değişikliğiyle mücadeleyi ve sera gazı salınımlarının kısıtlanmasını hedefleyen ve şu ana kadar iklim konusunda imzalanmış en kapsayıcı anlaşma olan ‘Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için meclisten geçirmemiz gerekiyor. Anlaşma neden bugüne kadar TBMM Genel Kurulu’na gelmemiştir? Anlaşmayı TBMM Genel Kuruluna ne zaman getireceksiniz? Anlaşmanın meclise getirilmemesi ve dolayısıyla yürürlüğe girmemesi durumunda sera gazı salınımını azaltma ve küresel sıcaklık artışının 2 derecenin altında tutulması konusunda hükümetin hazırlığı var mıdır?” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’NİN BEKLENTİSİ NEDİR?

Anlaşmanın onaylanmadığı gibi konuyla ilgili resmi bir açıklamanın da yapılmadığına dikkat çeken Bakan, “Geçen yıl Paris’te yapılan müzakerelerde, ülkemizin onayının, anlaşmadaki özel tanımı ve finans başlığına bağlı olacağı açıklanmıştı. Ülkemizin, ‘ülkelerin farklı ulusal koşulları çerçevesinde ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar’ esasına dayalı esnek bir anlaşmayı desteklediği ifade edilmişti. Bu bilgiden hareketle; ülkemizin anlaşmadaki ‘özel tanımı ve finansal başlığı’ndan beklentisi nedir?” diye sordu.

‘İKLİM MESELESİ’

Öte yandan iklim değişikliğinin Türkiye’deki izlerini inceleyen ‘İklim Meselesi’ adlı belgesel, 8 Ocak’ta(bugün) National Geographic’de başlayacak. Ezgi Mola, Halit Ergenç, Ozan Güven ve Serenay Sarıkaya’nın sunacağı 3 bölümlük özel belgesel seride, yirmi birinci yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya bölgesinde küresel iklim değişikliğinin etkilerine en çok maruz kalacak ülkelerden biri olan Türkiye’nin meseleyle olan yakın ilişkisi ekranlara taşınacak.

ANLAŞMANIN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİYLE...

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle uluslararası anlamda hukuki bağlayıcılığı olan anlaşmayı imzalayan ve parlamentolarında onaylayan ülkelerin sera gazı salınımını azaltma ve küresel sıcaklık artışının 2 derecenin altında tutulması konusunda planlarını uygulamaya koyması gerekecek. Anlaşma, 2020’de Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek. 2023’ten itibaren ise, ülkelerin ulusal beyanları (INDC) her beş yılda bir gözden geçirilecek. Gelişmiş ülkeler, emisyon azaltımında sorumluluk sahibi ve gerekli olanakları karşılama yükümlülüğünde olacak. Gelişmekte olan ülkeler ise, iklim mücadelesindeki çabalarını artırıcı tedbirler alacak. Anlaşmada; sürdürülebilir kalkınma temeline dayalı, esnek, yerel yönetimler, şehirler, ormanlar, özel sektör ve karbonsuzlaşma gibi konular ön plandayken; Anlaşma gereğince, IPCC’nin 2018 yılında bir değerlendirme raporu yayımlanacak. AB’nin anlaşma için sunduğu emisyon azaltım miktarı taahhüttü 2030 yılında 1990 yılına göre yüzde 40; 2050 yılında 1990 yılına göre yüzde 80 ila 95 arasında. AB’nin küresel emisyonlardaki payı yüzde 12, ABD ve Çin’in toplam yüzde 40’dır. AB’de 2014 yılında yakıtlardan kaynaklanan kaçak emisyonlar (ulaştırma hariç) yüzde 55.1, ulaştırma yüzde 23.2 (havacılık dahil), tarımsal faaliyetler yüzde 9.9, sanayi ve ürün kullanımı yüzde 8.5’dir. Türkiye’de ise, küresel emisyonlardaki payı yüzde 1,24’tür. Ancak TÜİK’e göre, 2014’te toplam 467,6 milyon ton (Mt) emisyon havaya bırakıldı. Bu oran 2013’te 459,1 milyon ton (Mt) idi. Emisyonlardaki en büyük payı yüzde 72,5 ile enerji, yüzde 13,4 ile sanayi ve ürün kullanımı ve yüzde 10,6 ile tarımsal faaliyetler oluşturuyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X