Advert

Kontrolsüz diyete dikkat!

Uygulanan şok diyetler veya kullanılan zayıflama ilaçları, sindirim problemleri, kalp-damar hastalıkları ve depresyona uzanan sonuçlar yaratıyor.

Kontrolsüz diyete dikkat!
Kontrolsüz diyete dikkat! Haberimport.com

Yaz aylarının yaklaşmasıyla kilo fazlası olduğunu düşünen birçok kişi kontrolsüz diyetlere başlıyor. Uygulanan şok diyetler veya kullanılan zayıflama ilaçları, sindirim problemleri, kalp-damar hastalıkları ve depresyona uzanan sonuçlar yaratıyor. Uzmanlar, ideal kiloda olmanın mevsimi olmadığını ifade ediyor.

Yaz mevsimi yaklaşırken birlikte kilo verme telaşı da başladı. Bu dönemde birçok kişiden ‘acilen kilo vermem lazım’, ‘Ne yapsam kilo veremiyorum’, ‘Hiçbir diyet bana kilo verdirmiyor’ gibi cümleler daha sık duyuluyor. Hızlı kilo verme isteği nedeniyle kişiler bilinçsizce zayıflama ilaçlarına başvuruyor ve şok diyetler uyguluyor. Medical Park İzmir Hastanesi Diyetisyeni Fatma Baysal, “Kontrolsüz ilaç kullanımı vitamin- mineral eksiklikleri, sindirim problemleri gibi ve daha bir çok sağlık sorununa yol açabilmektedir. Zayıflama ilaçları doktor kontrolü olmadan asla kullanılmamalıdır. Hızlı kilo verme isteği ile normal yaşamımıza adapte edemeyeceğimiz ağır egzersizler sonrasında devam ettirilemediği için kilo alımı kaçınılmaz olmaktadır” dedi.

‘Yo Yo Sendromu’na dikkat

Diyetisyen Fatma Baysal, bireye özgü olmayan ve sadece kilo verme amaçlı yapılan çok düşük kalorili diyetlerin kişide engellenemez yeme atakları oluşturabildiğine dikkati çekerek, “Bu davranış kronikleştiğinde sürekli kilo alıp verme sonucu ‘Yo Yo Sendromu” dediğimiz rahatsızlığa yol açabilmektedir. Kısa sürede hızlı kilo verme isteği kişileri sosyal yaşantıdan uzaklaştırarak depresyona sokuyor. Bu stres zayıflama üzerine olumsuz etki yapmaktadır. Stres anında vücudumuzda değişiklikler oluşmaya başlar. Stres, hormonlar üzerine etki ederek kilo artışı ve kilo kaybı şeklinde sonuçlar doğurabilir” dedi.

Yeme düzenini bozuyor

Stresin yemek yeme düzenini olumsuz etkilediğini kaydeden Baysal, “Strese bağlı olarak yaşanan duygusal boşluklar kimi zaman yemek yeme ile dolduruluyor. Sonuçta kişinin sevdiği şeyleri tüketmesi anlık mutluluklar yaşatıyor. Ancak uzun vadede pişmanlık ve yemeğe bağlı hissedilen vicdan azabı, stresi pekiştirerek depresif bir hale neden olabilir. Zayıflama stresi hem psikolojik hem de fizyolojik olarak vücudumuzu yoruyor” diye konuştu.

Sağlıklı olmayı hedefleyin

Diyetisyen Fatma Baysal, şunları söyledi:

“Oysa ideal kiloda insan sağlıklı olmayı hedeflemelidir. Kilo verme süreci insanı sadece fizyolojik değil psikolojik olarak da olumlu etkilemeli ve insan ömrünün tüm sürecine yayılacak alışkanlıklar oluşturabilmelidir. İdeal kiloda olmanın mevsimi yoktur. Vücudumuz hayatımızın her günü sağlıklı olmayı hak ediyor. Bilinçsiz ilaç kullanmayın, bilinçsiz diyet yapmayın, sağlıklı beslenin.”

Stres durumunda kortizol hormonu uzun süreli enerji sağlaması için artar ve yağ hücrelerindeki enerjinin kullanılması için salınmasına sebep olur. Yağ hücrelerindeki yağlar yer değiştirerek daha çok göbek çevresinde ve karaciğerde birikirler. Kortizol artması sonucu damar sertliği, kalp-damar hastalıkları, protein kaybı ve bağışıklık sisteminde zayıflık oluşabilir. Stresle insülin hormonu artar, hipoglisemiyi tetikler ve kişide şekerli besinlere eğilim yaratır. Özellikle uzun süreli açlıktan sonra tüketilen yüksek karbonhidratlı yiyecekler, karın bölgesinde yağlanmaya daha çok sebep verirler. Aynı zamanda kan şekerinin streste sürekli artması, ileri dönemlerde diyabet riskini de artırmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X